Santiago de Cuba, Küba'nın ikinci büyük şehri ve Santiago de Cuba bölgesinin başkentidir. İspanyol Armadası'nın Karayip'deki ana üssüydü. Bunun yanında şehir, Batı Afrika'dan gelen köle gemilerinin varış limanıydı. Adanın doğu kesiminde yer alan şehir, çoğunlukla Afrikalı kökenli aileler tarafından oluşturulmuştur. Küba'nın doğu kesiminde olduğu gibi, Afrika gelenekleri şehre hakimdir. Dans ve dini inançlar konusunda Latin Amerika kültürüyle etkileşim halindedir. Ancak ayırt edici özelliklerini geziniz boyunca hissedebilirsiniz. Kent, ülkenin ilk başkentiydi. İspanyol hakimiyetinden günümüze ulaşan birçok barok yapı özenle korunmuştur. Dağ manzarası ve birçok dik sokak nedeniyle Santiago de Cuba, Amerikan şehri olan Los Angeles’a benzetilip karşılaştırılmaktadır.
Eski Buick model arabalara binmek isterseniz, Santiago de Cuba size birçok seçenek sunmaktadır. Havana'nın aksine, eski araçlar orada sadece turistik amaçlar için kullanılmıyor, günlük hayatta ana ulaşım aracı olarak kullanılmaktadır. Kentin merkezinde yer alan tramvay demiryolları sizi şaşırtmasın. Uzun yıllardır Santiago de Cuba’da tramvay kullanılmamaktadır.
Küba'nın geçmişini anlamak için, ülkenin en önemli insanlarının gömülü olduğu Sana Ifigenia mezarlığına gitmelisiniz. Sana Ifigenia ziyaretinizde sadece Fidel Castro'yu değil aynı zamanda şairleri, yazarları, sporcuları ve adanın tarihinde önemli rol oynayan kişilerin mezarlarını görebilirsiniz. Her mezar küçük bir başyapıt olup, hepsi beyaz mermer malzemeden yapılmıştır.
Felix Pena Caddesi'ne giderek Diego Velazquez'in evini ziyaret etmelisiniz. Adanın en eski evi olan bu yapı, ünlü kumandan Diego Velazquez’in evidir. 1515'te Santiago kentini kurduktan sonra buraya yerleşmiştir. Evi ziyareteniz esnasında Diego Velazquez’un hala burada yaşadığı hissine kapılabilirsiniz. Evin içinde yer alan tüm eşyalar özel bir şekilde korunmaktadır. Özellikle mutfak bölümünde yer alan époque orijinal tabakları görülmeye değerdir. Santiago de Cuba’da bulunan devrim anıtı da mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır.
Yürüyüşünüz sırasında açlık hissederseniz, her sokakta kolayca bulabileceğiniz, sandviçlerin veya dilim pizzaların satıldığı dükkanlara uğrayabilirsiniz. Akşam yemeği için Plaza de Marte'deki St. Paula'ya gitmelisiniz. Geleneksel ve lezzetli Küba yemeklerini yemek için en doğru adrestir. Lezzetli ve standart bir Küba yemeği olan ropa viejayı (sığır etiyle hazırlanan bir yemek) mutlaka denemelisiniz. Ana yemeğin yanına fasulyeli prinç pilavı ve nerdeyse her yemekle uyum sağlayan cerveza birasını da alabilirsiniz. Balık ve deniz ürünlerinin de mutlaka tadına bakmalısımız.




